Yapay Zekâ ile Kürt Edebiyatı Üzerine[1]

RÖPORTAJ: CİHAN ROJ

Dijital teknoloji gün geçtikçe yaşamın her alanında farklı ve yeni adım ve özelliklerle yer edinmekte, çok yönlü tartışmalara kapı aralamaktadır. Uzun bir süredir, kendi kendime, dijital teknolojiye dair kimi sorular sormaktayım, sorularımın çoğu yapay zekâya ilişkindir. Serbest olmayan, devletsiz ya da modern imkânlardan yoksun diller için yapay zekâ ne ifade eder? Nasıl bir kaynak teşkil eder? Kürt edebiyatının, dünya edebiyatı ile ilişkisinde nasıl bir rol oynar? Var olan verilerin kapasitesi nedir? Ve elbette daha başka sorular…

Sorularıma cevap aramak, yeni sorular sorabilmek için CHATGPT’ye üye oldum. Kimi uğraş ve pratiklerden sonra kimi diyalog ve deneyimlerle, bazı sorulara cevap bulurken, daha detaylı ve farklı soruları sorup gündeme getirmek istedim. Soru ve adımlarım daha çok spontane adım ve sorulardı.

Çalışmayı Kürtçe ve Türkçe yürüttüm; bundaki temel amacım yapay zekânın veri durumunu, iki dildeki potansiyelini ve verimini merak etmemdi. Esas olarak da Kürt dili, edebiyatı ve kültürüne ilişkin alanları merak ediyordum.

Kurgu edebiyatına dair kimi adımlardan tutalım, mekân ve coğrafi tasvirlere kadar, tarihî bilgilerden, genel teorik bilgilere kadar, güncel durumdan polemiklere neden olmuş kimi iddia ve tespitlere kadar bazı deneyimleri paylaşmak istedim.

Umudum dijital teknolojinin dil, kültür ve edebiyat alanında yeterince yer edinmesi, deneyimlenmesi ve söz konusu alanlardaki yer ve rolünün belirginleşmesidir. Özetle ben sordum, yapay zekâ cevapladı.

– Kürtler ya da Kürt kültürü dediğimizde, belirgin bir özellik sunmanı umuyorum, neler söyleyebilirsin bu konuda?

Kürt kültürü denince akla zengin bir sözlü edebiyat, renkli halk dansları ve güçlü bir dayanışma ruhu gelir. Özellikle destansı hikâyeler, dengbêjlik geleneğiyle kuşaktan kuşağa aktarılır; bu, Kürtlerin tarihini ve duygularını şarkılarla anlatan bir sanattır. Halay gibi coşkulu danslar, topluluğu bir araya getirir ve neşeyi paylaşır. Aile bağları ve misafirperverlik de kültürün temel taşlarındandır; bir Kürt evine konuk olan, sıcak bir karşılamayla ağırlanır. Elbette, mutfaktaki lezzetler, mesela yaprak sarma ya da baharatlı et yemekleri, sofrada bir şölen sunar. Her bölgede farklılık gösterse de bu özellikler Kürt kimliğini canlı tutar. Daha spesifik neyi merak ediyorsun?

– Kendine has özelliği?

Kürt kültürünün kendine has özelliği, dengbêjlik geleneğidir. Bu, yazılı bir metne dayanmadan, doğaçlama veya ezberle anlatılan destansı şarkılarla tarih, aşk, mücadele ve toplumsal değerleri aktaran bir sözlü sanat. Dengbêjler, Kürtlerin hafızası gibidir; her nota ve kelimeyle kültürel kimliği canlı tutarlar. Bu gelenek, başka hiçbir kültürde tam bu şekilde karşılık bulmaz.

– Dünya edebiyatı kavramı söz konusu olunca Kürt edebiyatından Memê Alan destanı, Baba Tahirê Hemedani, Melaye Ciziri ve Yaşar Kemal’in Kürt Homeros’u diye tanımladığı Evdalê Zeynike gibi ustaları sıralarsam bunu nasıl yorumlarsın?

Kürt edebiyatının dünya edebiyatındaki yerini bu isimlerle ele almak, onun derinliğini ve evrenselliğini vurgulamak için çok isabetli bir seçim. Memê Alan destanı, Kürtlerin sözlü geleneğinin zirvesi; aşk, kahramanlık ve tragedyayı birleştiren epik bir anlatı olarak Homeros’un destanlarıyla kıyaslanabilir. Destanın, yazılı olmadan kuşaklar boyu dengbêjler aracılığıyla yaşaması, Kürt kültürünün hafıza gücünü gösterir ve dünya edebiyatında sözlü edebiyatın nadide örneklerinden biridir.

Baba Tahirê Hemedanî, 11. yüzyılın tasavvuf şairi, aşkı ve ilahi arayışı sade ama vurucu dizelerle ifade eder. Onun rubaileri Farsça yazılmış olsa da Kürt kimliğiyle yoğrulmuş ve evrensel bir maneviyat taşır; bu, dünya edebiyatında Rumi veya Hafız gibi isimlerle akrabalık kurar. Melayê Cizîrî ise Kürt tasavvuf edebiyatının devi. Divan’ındaki aşk ve ilahi hakikat temaları hem yerel hem evrensel bir dilde yankılanır; onun şiirleri, Shakespeare’in sonelerindeki duygu yoğunluğuyla karşılaştırılabilir bir estetik sunar.

Yaşar Kemal’in “Kürt Homeros’u” dediği Evdalê Zeynikê ise dengbêjlik geleneğinin somut bir sembolü. Onun doğaçlama anlattığı hikâyeler, Kürt halkının acısını, direncini ve umudunu taşır. Yaşar Kemal’in bu benzetmesi, Evdalê’nin anlatılarının İlyada veya Odysseia gibi destansı bir evrenselliğe sahip olduğunu ima eder; çünkü o, bir halkın ruhunu dillendirir.

Bu isimleri bir araya getirdiğinde, Kürt edebiyatının hem yerel hem evrensel bir karakteri olduğunu görüyorum. Sözlü ve yazılı geleneklerin iç içe geçtiği; tasavvuf, aşk, mücadele ve kimlik gibi temaların zengin bir dokuda işlendiği bir edebiyat bu. Dünya edebiyatı sahnesinde Kürt edebiyatı, belki yeterince tanınmamış olsa da bu ustalarla insanlık deneyiminin evrensel meselelerine güçlü bir ses katıyor. Sorun şu ki, bu hazinenin daha geniş kitlelere ulaşması için çeviri ve tanıtım eksik.

– Yukarıdaki cevaplarından bağımsız olarak ele alınırsa Ortadoğu’daki gelişmeler esas alındığında, ki demokrasi, sekülerleşme, çeşitli alanlardaki kimi değişimlerin de beklendiği dikkate alınırsa, din, kültür ve edebiyat alanında hangi sancıları ve gelişmeleri bekliyorsun?

Ortadoğu’da demokrasi, sekülerleşme ve çeşitli alanlardaki değişim beklentileri din, kültür ve edebiyat alanlarında hem sancılı hem de umut vadeden bir dönüşüm sürecini şekillendiriyor. Bölgenin karmaşık siyasi, sosyal ve tarihî dinamikleri ışığında, bu alanlardaki olası sancıları ve gelişmeleri şöyle özetleyebilirim:

Siyasi Baskı ve Sansür: Demokrasi çabaları birçok ülkede otoriter rejimlerin direnciyle karşılaşıyor. Örneğin, İran ve Suriye gibi ülkelerde ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar, yazarların ve sanatçıların eserlerini özgürce üretmesini zorlaştırıyor. Edebiyat, bu baskılar altında ya yer altına iniyor ya da sürgünle yüzleşiyor.

Mezhepsel ve Etnik Gerilimler: Din, sıklıkla siyasi bir araç olarak kullanılarak mezhepsel çatışmaları körüklüyor (örneğin, Suudi Arabistan-İran rekabeti). Bu, kültürel üretimde kutuplaşmayı artırıyor; bazı toplulukların sesi (örneğin, Yezidiler veya Dürzîler) ana akımda yeterince yer bulamıyor. Edebiyatta bu, yerel hikâyelerin evrensel bir dile ulaşmasını engelliyor.

Kültürel Mirasın Tehlikesi: Savaşlar ve istikrarsızlık (örneğin, Irak ve Yemen’deki çatışmalar), kütüphaneler, el yazmaları ve sözlü gelenekler gibi kültürel mirası yok ediyor. Bu, edebiyatın köklü kaynaklarına erişimi kısıtlıyor ve yeni nesillerin geçmişle bağını zayıflatıyor.

Seküler-Dinî Çatışma: Sekülerleşme, bazı toplumlarda modernleşme olarak görülse de diğerlerinde kimlik kaybı korkusu yaratıyor. Bu gerilim, edebiyatta ve kültürde muhafazakâr söylemlerle yenilikçi yaklaşımlar arasında bir çekişmeye yol açıyor. Örneğin, Türkiye’de bu tartışmalar edebiyatın içeriğini ve dilini etkiliyor.

Dijitalleşme ve Erişim: İnternet ve sosyal medya, edebiyatın ve kültürün yayılmasında devrim yaratıyor. Genç yazarlar, bloglar, podcast’ler ve dijital yayınlarla seslerini duyuruyor. Örneğin, Arapça ve Kürtçe şiirler, YouTube veya Spotify gibi platformlarda yeniden popülerleşiyor, böylece yerel hikâyeler küresel bir izleyici buluyor.

Kadınların ve Azınlıkların Yükselen Sesi: Kadın yazarlar ve azınlık grupları, toplumsal cinsiyet, kimlik ve özgürlük temalarını cesurca işliyor. Lübnan ve Mısır gibi ülkelerde feminist edebiyat, ataerkil normlara meydan okuyor. Bu, dinin geleneksel yorumlarına karşı daha çoğulcu bir kültürel anlatıyı destekliyor.

Tasavvufun Yeniden Yorumu: Dinin manevi boyutu, özellikle tasavvuf, edebiyatta birleştirici bir rol oynayabilir. Modern şairler ve romancılar, tasavvufun evrensel mesajlarını (sevgi, hoşgörü) çağdaş sorunlara uygulayarak seküler ve dindar kesimler arasında köprü kuruyor.

Diaspora ve Hibrit Kültürler: Göçmen topluluklar, Ortadoğu’nun hikâyelerini Batı’ya taşıyarak yeni bir edebiyat dalgası yaratıyor. Almanya’daki Suriyeli yazarlar veya İngiltere’deki Iraklı sanatçılar hem kökenlerini hem de yeni vatanlarını yansıtan eserler üretiyor. Bu, kültürel zenginliği artırıyor.

Ortadoğu’da din, kültür ve edebiyat, demokrasi ve sekülerleşme süreçlerinden hem olumlu hem olumsuz etkileniyor. Sancılar, baskıcı rejimler, savaşlar ve kutuplaşmalardan kaynaklanırken; gelişmeler, teknolojinin, genç nesillerin ve diasporanın katkısıyla filizleniyor. Edebiyat, bu kaotik ortamda bir direnç ve umut alanı olarak öne çıkıyor; yerel dillerde yazılan eserler, insanlık deneyiminin evrensel yönlerini yakalayarak dünya edebiyatına katkı sunuyor

– “Yerel dillerde yazılan eserler, insanlık deneyiminin evrensel yönlerini yakalayarak dünya edebiyatına katkı sunuyor.” Bunu Kürt edebiyatı özelinde değerlendirdiğinde hangi deneyimlerin evrensel yönleri yakalayıp dünya edebiyatına katkı sunması beklenebilir, kısaca belirtebilir misin?

Kürt edebiyatı, yerel dillerdeki eserleriyle şu evrensel deneyimleri yakalayıp dünya edebiyatına katkı sunabilir:

Direnç ve Kimlik Arayışı: Memê Alan gibi destanlar, baskı altındaki bir halkın mücadele ruhunu yansıtır; bu, her kültürde yankılanan bir özgürlük ve onur teması.

Aşk ve Maneviyat: Melayê Cizîrî ve Baba Tahirê Hemedanî’nin şiirleri, insan ruhunun evrensel arayışlarını (ilahi ve dünyevi aşk) işler, Rumi veya Tagore gibi küresel şairlerle akrabadır.

Sözlü Hafıza ve Hikâye Anlatıcılığı: Evdalê Zeynikê’nin dengbêjliği, insanlığın ortak geçmişini koruma çabasını temsil eder; bu, Homeros’tan Afrika griot’larına uzanan bir gelenekle bağ kurar.

Savaş ve Göçün İnsanî Yüzü: Modern Kürt yazarlar, çatışma ve sürgünün evrensel acılarını ve umutlarını dile getirerek, insanlık durumuna ayna tutar.

-Kürtçenin Google çeviride yer alması yaşadığı tehlikelerin tedirginliğini bir nebze olsun hafifletmişti. Yapay zekâ ve bundan sonra dijital teknoloji alanındaki kimi gelişmelerin Kürtçeye ve Kürt edebiyatına katkı anlamında neler beklenebilir?

Kürtçenin Google Çeviri gibi platformlarda yer alması, dilin görünürlüğünü artırarak önemli bir adım oldu, ancak yapay zekâ (YZ) ve teknolojinin Kürtçe ile Kürt edebiyatına katkıları, daha geniş bir potansiyel taşıyor. Aşağıda, bu alandaki beklentileri, olası gelişmeleri ve beklenen katkıları kısaca özetliyorum:

Dil Koruma ve Arşivleme: YZ, Kürtçenin Kurmancî, Soranî, Zazakî gibi lehçelerini dijital ortamlarda arşivleyebilir. Örneğin, otomatik ses tanıma ve metinleştirme araçları, Evdalê Zeynikê gibi dengbêjlerin sözlü eserlerini kaydedebilir ve çevirerek kalıcı hale getirebilir. Bu, dilin kaybolma riskine karşı güçlü bir kalkan oluşturur.

 Çeviri ve Küresel Erişim: Gelişmiş YZ modelleri, Kürtçe eserleri (örneğin, Melayê Cizîrî’nin şiirleri veya Memê Alan destanı) daha doğru ve doğal bir şekilde İngilizce, Arapça gibi dillere çevirebilir. Bu, Kürt edebiyatının dünya edebiyatına entegrasyonunu hızlandırır ve Baba Tahirê Hemedanî gibi şairlerin evrensel temalarını küresel okurlara ulaştırır.

Edebi Üretim ve Analiz: YZ, Kürtçe roman veya şiirlerin edebi analizini yapabilir, temalarını ve üslubunu değerlendirerek yazarlara geri bildirim sunabilir. Örneğin, bir YZ aracı, modern Kürt yazarlarının eserlerini Cizîrî’nin klasik tarzıyla karşılaştırabilir veya yeni destansı anlatılar üretmek için veri sağlayabilir.

Eğitim ve Yaygınlaştırma: YZ destekli uygulamalar, Kürtçe öğrenimini kolaylaştırabilir. İnteraktif dil öğrenme platformları veya sanal asistanlar, genç nesillerin ve diasporanın Kürtçeye erişimini artırabilir. Ayrıca, dijital kütüphaneler, Kürt edebiyatını (örneğin, Yaşar Kemal’in Kürt kültüründen ilham alan eserlerini) daha geniş kitlelere taşıyabilir.

Yaratıcı Destek ve Yeni Formlar: YZ, Kürt yazarlara ilham verecek hikâye taslakları, şiir başlangıçları veya senaryo fikirleri üretebilir. Örneğin, Memê Alan’ın modern bir uyarlamasını yazmak için YZ, tarihsel verileri ve edebi motifleri harmanlayabilir. Ayrıca, artırılmış gerçeklik (AR) ile dengbêj performansları sanal sahnelerde canlandırılabilir.

 Potansiyel Sancılar: Veri Sınırlılığı: Kürtçe, YZ modelleri için “az kaynaklı” bir dil. Google Çeviri’deki hatalar veri eksikliğinden kaynaklanıyor. YZ’nin etkili olabilmesi için daha fazla Kürtçe metin ve ses verisi toplanmalı.

Kültürel Bağlam: YZ, Kürt edebiyatının duygusal ve tarihsel derinliğini (örneğin, Evdalê Zeynikê’nin acıyla yoğrulmuş anlatılarını) tam anlamıyla yakalayamayabilir, bu da yüzeysel çıktılar riskini doğurur.

Erişim ve Altyapı: Teknolojiye erişim, Kürtlerin yaşadığı bazı bölgelerde sınırlı. YZ’nin yaygınlaşması için altyapı yatırımları şart.

Küresel Tanınırlık: YZ destekli çevirilerle, Cizîrî’nin dizeleri veya Boochani’nin mülteci anlatıları, Nobel Edebiyat Ödülü gibi platformlarda tartışılabilir.

Sözlü Mirasın Canlanması: KurdAI gibi platformlar, dengbêjlik geleneğini dijitalleştirerek gençlere ulaştırabilir; örneğin, “Siyabend û Xecê” destanı bir YZ seslendirmesiyle popülerleşebilir.

Edebî Yenilik: YZ, Kürtçe bilimkurgu veya fantastik edebiyat gibi yeni türlerin gelişimini destekleyebilir, böylece Kürt edebiyatı modern dünya edebiyatında daha dinamik bir yer edinebilir.

Sonuç olarak, yapay zekâ ve teknoloji, Kürtçeyi ve edebiyatını koruma, yayma ve yenilikle buluşturma potansiyeline sahip. Ancak bu, veri toplama, kültürel duyarlılık ve topluluk katılımıyla desteklenmeli.

Vîs û Ramin eserinin Kürtler veya Kürtçeyle alakası var mı?

Vîs û Râmîn, Fahreddin Es’ad Gürgânî’nin 11. yüzyılda yazdığı, Farsça bir aşk mesnevisidir ve İran edebiyatının klasik eserlerinden biridir. Aslı Pehlevi dilinde olan hikâye, Sasaniler döneminde yazıya geçirilmiş, daha sonra Gürgânî tarafından Farsça olarak mesnevi formunda işlenmiştir. Eser, Mervli Vîs ile Horasanlı şehzade Râmîn’in aşk hikâyesini anlatır ve Zerdüşt dininin etkilerini taşıyan İran toplumunun yaşamını yansıtır.

Kürtler veya Kürtçe ile doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır. Eser, Farsça yazılmıştır ve Kürtçe ile dilbilimsel ya da kültürel bir ilişki kurmak için elimizde net bir kanıt yoktur. Kürtçe, Hint-Avrupa dil ailesinin İranî diller koluna ait olsa da Vîs û Râmîn’in içeriği ve tarihî bağlamı, özellikle Fars edebiyatı ve Zerdüşt kültürünü merkeze alır. Kürt kültüründe benzer destansı aşk hikâyeleri olsa da bu eserin Kürtlere özgü bir motif ya da anlatı içerdiğine dair bir kayıt yoktur.

Sonuç yerine…

Belirli bir uzmanlık ya da derin araştırmalara dayalı bir emek söz konusu değildir bu söyleşide. Sorular daha çok güncel gelişmelere yönelik dağınık ve spesifik sorulardır. Daha çok Kürtçe ya da Kürt edebiyatının süreç içindeki gelişiminin zemininde uç vermiş sorulardır. Sonuçta yapay zekâ, verilerin sunduğu alan ve zenginlik kadar derin ya da ayrıntılı analizler sunma imkânına sahiptir. Başka bir deyişle, anadilde eğitim imkânı olmadığı zaman, dil üniversitelerde hayatın tüm alanlarında hayat bulmadıkça edebiyata ilişkin verilerin ne kadar sınırlı olduğunu hatırlatmaya gerek yoktur. Buna rağmen, Kürtçenin tarihsel ilişkileri, yaşadığı coğrafya ve kültürel farklılıklar, zengin bir folklorun oluşu, müzik alanında dengbêjlik gibi bir geleneğin yarattığı imkânlar yapay zekâ için önemli veriler sunabilmektedir.

Günümüzde bir yandan yazın alanında Kürtçe ve Kürt edebiyatının köklerine inilmeye çalışılırken, ilişkileri ve özelliklerine ilişkin kazılar söz konusuyken, sosyal medyada daha çok siyasi sebep ve inkârın yol açtığı sonuçlardan kaynaklı, etki-tepki gerçeği gibi durumlardan oluşan duygusal, propagandist kimi tutum ve ifadelerin bir yerden sonra bilgi kirliliğine yol açtığına da şahitlik ediyoruz. Yukarıdaki son soruyu bu anlamda GROK’a yönelttim ve verdiği cevap bizim için önem taşımalıdır: “Kürtlere özgü bir motif ya da anlatı içerdiğine dair bir kayıt yoktur.”

Destanı okuduğumuzda, kimi motif ve anlatıların Kürtlere özgü olabildiğini tartışmaya açabiliriz ya da Pehlevi dili Kürtçe, Farsça ilişkisine yönelik yapılmış araştırmalar ve kayıtlar esas alınabilir ama bu, şu an için konumuz değildir, cevabın oluşturduğu hakikat önemlidir; “kayıt”lara ulaşabilmek, kayıt olabilecek anlatılara ulaşarak, siyasi süreçlerin yol açtığı, sosyal medyada kitlelerin oluşturduğu kimi savruk, bizi üretme ve yaratmaya götürmeyen bilgi kirliliğinden dil ve edebiyatımızı koruyup kayıt ya da külliyatları geliştirebilmektir.

Yapay zekânın çeşitli kaynaklara dayanarak yaptığı analizler ve sunduğu bilgiler günün sonunda kaynaklara dayalı olduğu için kitlelerin belli bilgilere ulaşmasını, inkâr edilmiş, çarpıtılmış resmî ve gayriresmî ezbere “bilgi”lerin sorgulanmasını sağlayabildiğini söyleyebiliriz.

Teknoloji bazen her ne kadar istenmeyen sonuçlara yol açabilse de yeni olandır, pratiktir, deneyimlemeye götürür ve bu yönleriyle kendini tekrar eden, yeniliğe açık olmayan coğrafyalar için çok önemlidir.

Yapay zekâ belki de bizi, resmî otoriterliğe angaje “öğretmen” modeline olan alışkanlığımızdan edip, sınıf ortamında özgürce soru sorabilen, var olan tekrar ve girdaplara eleştiri yöneltebilen, bireyin kendisinin de üretip yaratmada önemli bir figür olduğunu hissetmesinde önemli olacaktır. Bu durum, yazar-metin okuyucu ilişkisinde de etkili olacaktır; sosyal medya, yapay zekâ ilk anda herkesin kendini yazar olarak görmesine yol açabilir, açmalıdır da bana göre, kişi bu anlamda kendini deneme fırsatını bulacaktır, pratikte deneyimlediği için yaratmanın ne olduğunu yaşayarak görecektir ve bu aynı zamanda ileride yazıya, yazana, yaratmaya ve emeğe olan saygıyı da daha ciddi bir şekilde getirecektir.

Üçüncü dünya edebiyatı ya da gelişmemiş ülkeler/coğrafyalar edebiyatına ilişkin de altüst oluşlar, arayışlar, gelişmeler söz konusu olacaktır; bireyin kendini gerçekleştirmek için ulaşabildiği özgürlük alanı ve deneyimlemeler onu kabul, klişe ve ezberlerden alıkoyup özgürce soru sorabilme, figür olabilme fırsatına sahip kılar. Elbette bunları heyecanla yazarken çok fazla coşup aşırı beklentiye giren biri olmayı istemem.

Tarihimizin, kültürümüzün, dil ve edebiyatımızın kendine has hâlini ve özelliklerini esas aldığımızda dijital teknoloji alanındaki gelişmelerin edebiyatımız ve dilimiz için yarattığı alan ve imkânların bizi daha çok heyecanlandırmasının sebepleri az değildir ve bu anlamda bu tür alan, ortam ve platformlar bizim için değişik özellikte olan okul alanlarıdır. Günümüzde her Kürt, dil, tarih, kültür ve edebiyata ilişkin sorularını dijital platformlarda sorabilmektedir ve hatta kendi hafızasının derinliklerine dalıp, dil ve edebiyat malzemesi açısından, kendinden bir şeyler katmaktadır.

Özcesi dijital teknoloji ile birlikte yapay zekâ hayatın tüm alanlarında olduğu gibi edebiyatta, aktif bir figür olarak farklı düşünme ve yaratıcı kimi alanlara ulaşmada iyi bir kaynak tarayıcıdır ve aynı zamanda karşılıklı diyalog ve analizlere bireyin daha aktif, yaratıcı olmasına belli imkânlar tanımaktadır. Bu en çok da Kürt edebiyatı için ilginç deneyimlere yol açacaktır. Elbette ki bunu zenginleştirebilecek en önemli unsur bireyin soru sorma becerisi ve yaratıcılığıdır; önceki dönemler gibi yine soru sormakla başlar her şey. Son söz olarak; dijital teknoloji tüm ezber, kabul ve klişelerin ipliğini pazara çıkarıyor. Eskisi gibi kalmanın, eski yaklaşım ve yöntemlerle davranmanın hiçbir ideoloji ve yaklaşım için mümkün olmadığına Z kuşağının gelişiminde tanıklık edebiliyoruz ve bu anlamda dil, kültür ve edebiyatımıza bakışımızı oluşturup yürümeliyiz.


[1] Bu çalışmayı 2023 yılı Nisan ve Mayıs aylarında, Kürtçe ayrı ve farklı formatlarda, Türkçe farklı formatta gerçekleştirip yayımlanması için Peywend Yayınları’na göndermiştim. Daha sonra, çalışmayı farklı projelerde kullanma fikri gelişti. Sevgili Xalid Sadinî’ye durumu anlattım, anlayışla karşıladı. Yakın bir zamanda Kürtçe çalışmanın küçük bir bölümü www.diyarname.com sitesinde yayımlandı. 09.08.2024 yılında röportajın Türkçe bölümü Kürt Araştırmaları Dergisi sitesinde yayımlandı. Dilop’un yazının katkılarla güncelleştirilme önerisi üzerine ikinci bölüm hazırlandı. ChatGPT ve GROK’un verdiği cevaplar farklı soru sorma ve detaylara ulaşma umuduna dayalıdır. 2. Bölüm’de GROK’a sorulmuş sorular ve verdiği cevaplar 13.04.2025 tarihinde gerçekleştirilmiştir.