FilmAmed Belgesel Film Festivali: Hafızasızlaştırmaya karşı hakikatin sineması

LİSA ÇALAN *

FilmAmed Belgesel Film Festivali, Diyarbakır Kayapınar Belediyesi ve Ortadoğu Sinema Akademisi işbirliği ile 26-30 Eylül tarihleri arasında 9. kez gerçekleştirildi.

2011’de, Kayapınar Belediyesi bünyesinde bulunan Cegerxwîn Sanat Akademisi’nde “film günleri” olarak başlayan FilmAmed, yoğun emekler sonucunda festival kimliğini kazanarak yoluna devam etmişti.

2016’daki kayyım siyaseti döneminde, Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği ve Amed’deki demokratik kurum ve kuruluşların dayanışmasıyla sürdürülebilen festival, kayyımın ardından Kayapınar Belediyesi’nin organizasyona yeniden dâhil olmasıyla, bağımsız belgeselcilere alan açan bir festival olarak düzenlenmeye devam ediliyor.

Bu yıl, “Kökler… Ateşin etrafından gerçek söylenceler” temasıyla düzenlenen festival, 14 yıldır çeşitli zorluklara ve kopukluklara rağmen sürdürüldü. Bu kopukluğun içinde benim de yaşamsal bir kopuşum oldu. Sinemaya ve festivale dair hikâyem zaten oradan başladı: festivallerin acımtırak öyküsü! “Acımtırak” diyorum, çünkü 2011’de başlayan sürecin coşkusu, kitlesi, entelektüel düzeyi ve o gençliğin heyecanı, 2015’ten itibaren yavaş yavaş çözülmeye başladı.

Başlangıcın coşkusu ve ilk yılların ruhu

2011’de Cigerxwîn ve hocaları, Kürt sinemasına ve Kürt belgesel sinemasına dair, görünür ve görünmez tüm baskılara, sansürlere rağmen bir araya geldiler ve hem kendi gerçekliklerini hem de dünyada kendini anlatmaya çalışan tüm hakikatleri görünür kıldılar.

Elbette, atılan bu adımla büyük bir boşluğun farkına daha derinden varıldı. Film günleri olarak başlayan bu süreç büyüdü, gelişti; misafirler ağırladı, paneller düzenledi, saatlerce süren söyleşilere ev sahipliği yaptı. Kriminalize edilen Amed sokakları, caddeleri ve insanları, bu festival aracılığıyla sürecin asli bir bileşeni hâline geldi.

Geçen yılların savaşı, kültürel soykırımı, kültürel gaspı, göçü, ekolojik tahribatı, toplumsal cinsiyet meselelerini yalnızca Kürtlerin değil, aynı zamanda buna tanıklık edenlerin de hikâyesine dönüştürdü. Onlar da yüzünü, yani kameralarını bu coğrafyaya, Kürdistan’a çevirdiler. Ancak onlar da kendilerine yer bulamadılar.

Türkiye’de değişen politik atmosfer, bu filmlerin topluma ulaşmasına her daim engel oldu. Bu nedenle buna hem görünür hem görünmez bir sansür diyebiliriz. Sayısını bilmesek de birçok gerçeğin hâlâ hard disklerin içinde, yastık altlarında ve sandıklarda saklandığını biliyoruz.

Tam da bu yüzden FilmAmed yalnızca bir festival değil; bir hafızayı diri tutmanın, sancılı bir süreci perdeye taşımanın ve direnişin perdesinde umutla durmanın sembolüdür.

Kayyım, kayıplar, kopuşlar ve yeni dönem

Yukarıda da belirttiğim gibi, 2015-2016 yıllarında yaşanan büyük kıyımlar ve kayyım politikaları onlarca kurumun kapanmasına neden oldu. Bu nedenle festival bir süre sekteye uğradı. Fakat dayanışmayla, birkaç kentin desteğiyle kendini var etmeye devam etti. Diğer tüm festivallerden farklı olarak ses olmaya, söz olmaya direndi.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, 2011’in kitlesi dağılmış durumda. Çünkü 2015’ten itibaren yaşanan sürgün dalgaları, tutuklamalar, yaşamdan kopuşlar bu kitlenin de çözülmesine yol açtı. Bu süreç, işten atılmalarla ve yeni mücadele biçimleriyle toplumu yüz yüze bıraktı. Şimdiyse yepyeni bir ekiple, yepyeni bir dönemle, barış sloganlarının yeniden yankılandığı bu şehirde, gençlerle birlikte, FilmAmed 2025 sanki ilk kez yapılıyormuş gibi bir heyecan ve umut duygusu yarattı. Çünkü artık yeni bir kitle, yeni bir izleyici kuşağı doğuyor.

Kolektif bir ruh: Ortak kararların gücü

Son on yılın sinemasına baktığımızda, özellikle Türkiye’de sansürle boğuşan festivallerin ötesinde, FilmAmed kendini kolektif bir zeminde var etti. 2023’te yapılan festivalden farklıydı bu yılki; çünkü kayyumlar gitmişti, seçilmiş iradeler yeniden belediyelerdeydi, işten atılanlar geri dönüyordu. Bu toplumsal motivasyon hem ekibe hem kolektifimize güçlü bir şekilde yansıdı.

Kurum içinde ve kolektifimizde yer alan arkadaşlarla bir festival grubu oluşturduk. Belediyeden bu gruba katılanlar oldu. Uzun tartışmalar ve toplantılar sonucunda sunduğumuz çerçeve yavaş yavaş biçimlendi. Kolektifliği ve özne olmayı önemsediğimiz için tüm kararlar ortaklaşa alındı. Elbette son on yılın panoraması gözümüzün önündeydi; bu yüzden ödüllerin isimleri belirlenirken hem geçmişin hem bugünün hafızasını yeniden çağırmak bizim için anlamlıydı.

İşte bu nedenle Orhan Doğan, Leyla Kasım ve Kemal Kurkut bizlerleydi. Tüm bunları tartışırken, hafızasızlaştırılmış bir toplumun içinde, özellikle son on yılda “Kültür Yolu Festivalleri” aracılığıyla kimlikleri sessizleştiren, hakikati silikleştiren politikaların sanat yoluyla aşılabileceği gerçeğini de unutmuyorduk. Çünkü sinema, hakikatin sözcüsü olmanın en derin biçimlerinden biridir; toplumsal belleği temsil etmenin bir aracıdır.

Festival boyunca bu bilinci diri tutarak, tartışarak ortak zeminlerde buluştuk. Eş başkanlarımız bu konuda inisiyatifi çoğunlukla bize bıraktı. Belediyedeki arkadaşlarımız da her konuda destek oldular. Gerçekten el birliğiyle, tüm hafızayı yeniden canlandırmak için bir araya geldik.

Geleceğe not: Hafıza ve hakikati taşımak

1990’lı yıllardan bu yana Kürt sineması, kendini belgesel anlatımı üzerinden dünyaya aktarmanın mücadelesini sürdürüyor. Bu nedenle destek bulmak her zaman zor oldu, özellikle yapım aşamasında. Türkiye’deki muhalif sinemacıların da benzer biçimde destek bulmakta zorlandığı bir ortamda, bizler festival kapsamında proje destekleri açtık.

Bu desteklerle film tamamlama süreçlerine katkı sunmak, yapım, prodüksiyon ve teknik anlamda dayanışma oluşturmak hedeflendi. Bu sayede önemli projeler destek alabildi. Bu, sadece FilmAmed için değil, diğer tüm festivallerimiz açısından da anlamlıydı. Çünkü Kürt hikâyeleri, belgeselleri, kısa film üretimleri yalnızca görünürlükte değil, yapım aşamasında da büyük engellerle karşılaşıyor.

Bizler en azından küçük bir başlangıç yaratmak istedik. Umuyorum ki bu çabayı sürdürebiliriz. Bu proje ve senaryolar birer arşiv niteliğinde; çok yönlü sinemaya kalıcı katkılar sunabilecek potansiyele sahipler. Bizler bu şekilde hem gerçekliğin kaydını tutarak hem de bu gerçekliği perde üzerinden topluma ulaştırmanın yollarını kuruyoruz. Bu anlamda tüm sinemacıların katkılarıyla daha güçlü, daha derin ve daha özgür festivaller diliyoruz.


* Yönetmen-FilmAmed Belgesel Film Festivali Tertip Komitesi üyesi