NEVZAT ONARAN

İHD İstanbul Şubesi’nde birkaç hafta önce, kızı 27 yıldır mahpus olan bir ‘Barış Annesi’ni dinledim.
TBMM’de 20 Ağustos 2025’teki toplantıya değindi1 ve Kürtçe konuşmanın engellendiğini hatırlattı, ahla-ofla…
TBMM açılışında, DEM grubuna giden Erdoğan’a bakışları da unutmamıştı.
Ve bakıştık…
O kadar yutkunarak konuşuyordu ki…
Umutlu olmak istiyordu…
Kim istemez ki?
Oysa… Ekim 2024’ten bugüne bir yıl geride kaldı; AKP iktidarının demokrasi, barış, adalet, eşit vatandaşlık ve hasta mahpusların tahliyesi gibi toplumsal talepleri dikkate almadığı için kitlelerin seyirci kılındığı süreçten umutlu olmak çok zor.
Osmanlı-Türk devlet geleneğinin müzakere tarihi, umutlu olmaya fırsat vermiyor.
Gerçi tarihe gitmeye gerek yok, dün diyeceğimiz 2015’te masanın nasıl devrildiğini hiç unutmuyoruz!
Dergimizin geçen sayısında Ermeni meselesinde 1895 müzakeresini yazmıştım.
Bu sayıda da devam ediyorum.
1914 Ermeni ıslahatı ve 1915 kırımı
Her milletten mebusların katıldığı çoğulcu Meclis-i Mebusan, 17 Aralık 1908’de açıldı. 1890’larda Ermenilere yapılanları Hovhannes Serengülyan (Vartkes) (Erzurum), Krikor Zohrab (İstanbul), Dr. Nazaret Dağavaryan (Sivas) ve diğer Ermeni mebuslar gündeme getirdi ama duyan olmadı. Ermenilerin öldürülmesi, yerinden-yurdundan kovalanması, malının-mülkünün gasp edilmesi, İslamlaş(tırıl)ması yoğunlaşılan konulardı. Hükümetten tek ses duyuldu; Sadrazam İbrahim Hakkı, Rusya Ermenistanı’na 60-70 bin Ermeni’nin gittiğini2 açıklamıştır, öyle kaldı; gelmeleri de sağlanamamıştır.
Meclis’te hava böyleyken, Ermeni meselesinin müzakeresini, İttihat ve Terakki ile Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) sürdürdü. Bu müzakere, Dikran Mesrob Kaligian’ın kitabı Taşnaklar ve İttihatçılar’ın (Çeviren: Deniz Mutlu Taşyürek, Aras Yayıncılık, İstanbul-2017.) konusudur. Kitap hakkında 2018 başında Evrensel’de yazmıştım.3 Taşnaklar hazırlıklıydı, 1 Eylül 1908’de 15 maddelik reform programını açıklamıştı. “Bütün unsurlar
[milletler-halklar] ve dinî cemaatler için mutlak eşitlik” önerilen programda, Osmanlı’nın toprak bütünlüğü kabul ediliyordu.
İttihatçılarla pek çok kez bir araya gelen ve anlaşamayan Taşnakların temel önermesi, “can ve mal güvenliği”ydi. Bunu, Hınçaklar da 1895’te önermişti.
Görüşmenin tıkanması sonrasında, İstanbul’daki büyük devletlerin elçilerinin devreye girmesiyle başlayan süreç, bir yıl sonra anlaşmayla sonuçlandı. Ermeni meselesiyle ilgili olarak Vilâyat-ı Şarkiyye Islâhatı Antlaşması, 8 Şubat 1914’te İttihatçı hükümetin Sadrazamı Said Halim Paşa ile Rusya maslahatgüzarı Constantin Goulkevitch arasında imzalandı.4 Bu reform paketinin ikincisiydi ve ilkini de Abdülhamid 20 Ekim 1895’te imzalamıştı.
Antlaşma, 13 maddeydi.5 Buna göre, Trabzon’un eklenmesiyle ıslahat yapılacak yedi vilayet (Erzurum, Trabzon, Sivas ile Van, Bitlis, Harput, Diyarbakır) iki bölgeye ayrıldı (madde 1). İki bölgeye “sivil idare, adliye, polis ve jandarmayı kontrol edecek” iki genel müfettişin atanması (madde 2) ve “Kanunlar, resmî ilânlar ve emirler, her bölgede mahallî dil ile yayınlanması” (madde 6) ve “Hamidiye Alayları’nın yedek süvari birliklerine dönüştürülmesi” (madde 8) gibi hükümler sıralandı.
İki ay sonra (Van, Bitlis, Harput, Diyarbakır için) Norveçli Binbaşı Nicolas Hoff ile (Trabzon, Erzurum, Sivas için) Hollandalı Mr. Westenenk, müfettiş olarak tayin edilmiştir. Dâhiliye Nazırı Talât’la, müfettişler arasında kontratlar 25 Mayıs 1914’te imzalanmış ve Padişah iradesi de 14 Temmuz’da yayımlanmış olup, aylıkları 400 Osmanlı altın lirası olarak belirlenmiştir.6 Ayrıca müfettişlerin göreviyle ilgili 23 maddelik özel talimatname de hazırlanmıştır.7
Müfettişlerin görevlendirildiği günlerde, 14 Mayıs 1914’te Meclis-i Mebusan açılsa da ıslahat maddeleriyle ilgili Dâhiliye Nazırı Talât’la haziranda görüşen heyetteki Karekin Pastırmacıyan’ın (Armen Garo, 1908-1912 Erzurum Mebusu), gidişattan umutsuz olduğunu anlıyoruz.8
6 Temmuz 1914’te Meclis’in gündem maddesi, Yunanistan’a kovalanan Ege ve Marmara Rumlarıydı. Önergeyi imzalayan 14 Rum mebustan kürsüye çıkan Emmanuil Emmanuilidis (Aydın), 150 bin Rum’un kovalandığını, malının-mülkünün yağmalandığını anlatmış ve İslam muhacirlerin “Üsküdar’dan taaa Basra Körfezi’ne kadar hali araziye” iskân edilebileceğini hatırlatmıştır. Cevaben, “Hayır, İslam muhacirlerini çöle süremeyiz.” diyen9 nazır Talât, on ay sonra Ermenileri çöle sürmüştür.
İzmir’de Rumları kovalamayı örgütleyenlerden Celâl Bayar da anılarında her şeyi detaylı yazmıştır.10
Islahatla ilgili müfettişler Norveçli Hof ve Hollandalı Westenenk, görev bölgelerine gitmişse de çalışmadan dönmüşler ve yılın sonunda da sözleşmeleri feshedilmiştir.11
Feshin görünen gerekçesi savaştır. İttihatçı hükümet, Almanya ile imzaladığı gizli antlaşma gereği 5 Ağustos 1914’te12 fiilen başlattığı seferberlikten iki ay sonra da savaşa girmiştir.
Savaşın politiğiyle, İttihatçıların Anadolu’yu İslamlaştırmada Rumlarla başlayan kovalamada, yeni hedefi Ermenilerdir.
Ağustos 1914’ten 24 Nisan 1915’e, sekiz ayın özeti:
1- 5 Ağustos’tan itibaren Ermeniler de dâhil 45 yaşına kadar olan tüm erkekleri askere alan İttihatçı hükümetin, 6 Eylül 1914 tarihli özel bir emri de “liderlik yeteneği olan Ermenileri” izlemektir.13 İzlenen Ermeniler, 24 Nisan 1915’te tutuklandı ve imha edildi; bu, siyasi kırımdı!
2- 25 Şubat 1915’te silahsızlandırılan Ermeni askerleri14 Amele Taburlarında çalıştırıldılar. 11 Kasım’da15 harbe giren Osmanlı, Sarıkamış’ta Rusya’ya 4 Ocak 1915’te yenildi.
Bugünlerde Ermenilerle hükümetin kopan ilişkisinden bahsedemeyiz; 20 Ocak 1915 tarihli Meclis kararıyla16 Van mebusları Vramyan ve Papazyan bölgede izinli çalışmaktadır.
3- Eylül 1914’ten itibaren Erzurum, Bitlis, Van, Sivas, Adana vesaire valiliklerin ve diğer devlet yetkililerinin evrak dilinde düşmanın öznesi: Ermenilerdir.17 Yani vatandaşın bir
kesimi düşmandır; nazır Talât da 28 Şubat 1915’teki şifresiyle18 resmen ilan etmiştir: “Ermeniler, iç düşmandır.”
4- İttihat ve Terakki Merkez-i Umumi’nin “Ermeni ihtilalinin önüne geçmek” amacıyla aldığı karar, Erzurum valisinin şifresinde hatırlatılıyor (1 Aralık 1914).19 1915’teki icraattan kararın ne olduğunu düşünebiliriz.
5- 4 Mart 1915’ten itibaren geçici kanunla mahkûmlardan çeteler oluşturuldu ve cepheye sürüldü. Yıllar sonra bu mahkûmlar, 1921’de TBMM’nin kanunuyla affedildi.20
6- Kırsalda lokal düzeyde vakalar; jandarmayla çatışma ya da telefon tellerinin kesilmesiydi. Kitlesel sürgün [aslında kovalamadır] kararı alındığı günlerde ve 16/17 Mayıs 1915’te Rus işgali öncesinde Van ile Kayseri, Diyarbakır, Mamuretülaziz, Maraş, Adana, Eskişehir, Urfa, Samsun, Edirne’den gelen raporlardan21 da anlaşılıyor ki, devletin saha hâkimiyeti tamdır. 1916’da hükümetin hazırladığı kitapta22 da Ermeni devrimcilerin saha egemenliğinden bahsedilmez.
7- Sosyal Demokrat Hınçak Partisi, Taşnaksutyun dâhil Ermeni partiler de İttihat ve Terakki gibi legal partilerdi. Devlet, Ermeni parti ve toplum liderlerini 6 Eylül 1914’ten itibaren yakından izlediği için silahlı-silahsız gücünü bilmediğini düşünebilir miyiz?
8- Şifrelerde “silahlı Ermeniler” veya komiteciler tanımlamasının yanı sıra bazen de Hınçak ile Taşnak komitesi denildi ama döneme ait hiçbir belgede Ermeni devrimcilerin ‘alan hâkimiyeti olduğu’ tespiti yapılmadı. Literatür diliyle, ‘kurtarılmış bölge’ yoktu.
9- Peki silahlı çatışmayı yapan kimlerdi? Hınçak ve Taşnak militanı ya da herhangi bir asker firarisi veya 45 yaşına kadar erkeğin askere alındığı ahalinin ferdi ve bunların dışında provokasyon amacıyla devletle ilişkide Hamidiye Alayları artığıyla belli görevliler de olabilirdi. Silahlı güçlerin kimler olduğunu ve genelinde Ermeni milletinin tavrını anlaşılır kılacak olan, soruşturma-yargılamaydı. Bilinen soruşturma-yargılama sadece Zeytun23 ve Sasun’da24 yapıldı! Zeytun’da 130 kişi yargılandı, 73’üne idam cezası verildi.
10- Mayıs 1919 itibariyle Van, Bitlis ve Diyarbekir’in sürgün evrakının olmaması25 ciddi soru işaretidir; evraka bile gerek duyulmamış mıydı?

Mayıs 1915’ten itibaren yerinden-yurdundan kovalanan yüz binlerce vatandaş Ermeni, demografik ve iktisadi yapıdan tasfiye edildi.
Harekâtın sonunda Anadolu, vatandaş Ermenilerden temizlenmişti!
1923’e gelindiğinde Anadolu tamamen temizlenmişti; vatandaş Rumlardan ve diğer vatandaş Hristiyan milletlerden de…
Tek-tük kalanlar da sonraki yıllarda temizlik harekâtının hedefindeydi.
TBMM, Koçgiri muhtariyet dilekçesini yok saydı
Koçgiri hem aşiretin hem de yaşamını sürdürdüğü coğrafi alanın adıdır. 1920-1921 döneminde ‘Koçgiri isyanı ya da vakası’ denilen kalkışmanın öznesi Koçgiri aşiretleridir. Koçgiri ahalisinin kimliği, Kürt ve Alevi-Kızılbaş’tır.
Koçgiri aşiretleri Sivas vilayetine bağlı Zara ilçesinin Ümraniye,26 Karacaviran, Bolucan ve Beypınar nahiyeleri yöresinde 300 köyde yaşıyordu ve dili Kurmanciydi.27 Köy sayısı, bazı çalışmalarda 100 ila 150 arasında değişmektedir.
Koçgiri’deki müzakere sürecinde odaklanacağım.
Ankara hükümeti, 9 Aralık 1920’de Merkez Ordusu’nu kurdu ve Sakallı Nureddin’i kumandan olarak atadı. Kumandan Nureddin’e verilen görev, önce Koçgiri ve sonra Pontos harekâtını yapmasıydı. Harekâtlar bitti ve ordu da Şubat 1922’de lağvedildi.
Komutan Nureddin, Koçgiri’ye ve Karadeniz’e ayak basmadan ne yapacağını belirledi. Nureddin, 3 Ocak 1921’de Koçgiri’de “İslâm ve Hristiyan nüfusun” tespit edilmesini emretti.28 Bununla kalınmadı, evraka “Alevi Kürtlerin imhası” ifadesi de eklendi. Bu, TBMM
raporunda aktarılandır; evrakın aslı yoktur. Böylece üç ay önceden Koçgiri’de ne yapılacağı beyan edilmiştir.
12 Ocak tarihli Pontos genelgesi29 de 10 maddeydi. Ne yapılacağı netleştirilmişti: 1- Samsun ve Ordu Hristiyanlarının 16-50 yaş arasındaki erkekleri [zamanla tüm aile], güneye sürülecektir [aslında kovalamadır]. 2- Samsun ve Ordu’da 1884 ve 1891 ila 1901 doğumlu Hristiyanlar askere alınarak, Amele Taburlarına gönderilecektir.
Zaten Nureddin’e göre vatandaş Rumlar ve Hristiyanlar, “dâhili düşman”dı.30
Ankara hükümeti Karadeniz bölgesine hâkimdir; 20-36 yaşındaki vatandaş Rumları askere almayı, silah vermeden arazide Amele Taburlarında çalıştırmayı ve kalan ahaliyi de kovalamayı planlamıştır. Emirden anlaşılan, isyan vardı şu-bu, aslında planın icrasında bir tür gerekçedir.
Zaten Pontos’ta çatışmalar yerelde kalmıştır; Karadeniz genelinde merkezî örgütlenmeden ve ‘kurtarılmış bölgeden’ bahsedilemez.
Benzer planlama, Koçgiri için de yapılmıştır.
Müzakere öncesinde neler olduğunu özetleyeceğim.
TBMM Koçgiri Tahkikat Heyeti ile Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde Koçgiri Hadise-i İsyâniyye ile Merkez Ordusu Kumandanı Nureddin’in Genelkurmay Başkanlığı ve Müdafaa-i Milliye Vekâleti’ne gönderdiği raporlar, ATASE ve TBMM Arşiv evraklarında ‘Zalim Çavuş Olayı’ ve ‘Koçgiri isyanı’ meselesi, esas olarak öldürülen Binbaşı Halis özelinde yoğunlaşmıştır.
Buna göre, Mayıs 1920’de Yıldızeli (Yenihan) vakasından aranır ve Sivaslılarca Zalim Çavuş adıyla bilinen Şadan Aşireti Reisi Hüseyin Ağa, Koçgiri’ye gelir. 11 Ocak 1921’de Zalim Çavuş’un 20-30 kişilik çetesi, askerle çatışır. Bunun üzerine önce Zara sonra Ümraniye’ye giden 6. Süvari Alayı [1912 sonrasında Hamidiye Alayları’nın adı, Aşiret/İhtiyat Süvari Alayı olarak değiştirildi], yakaladığı firarileri Zara’ya gönderir. 4 Mart’ta bu müfrezeye saldırılır, 6 Mart’ta Ümraniye kuşatılır ve Binbaşı Halis de öldürülür. Nuri Dêrsimi, esir alınan binbaşının kurşuna dizildiğini yazar. Erzincan Mebusu Emin’in binbaşının ölümü ve çatışma hakkında anlattığı diğerlerinden çok farklıdır. Devamında Sivas Valiliği’nin gönderdiği heyetle müzakereye başlanmıştır.

Mart ayının ilk yarısındaki vakalar:
3-6 Mart: Ümraniye’de 6. Süvari Alayı Komutanı Binbaşı Halis, Ümraniye Nahiye Müdürü ve Koçgiri Aşireti Reisi Haydar’ın evindeyken “idam fermanınız” cebimde demesi sonrasında başlayan çatışmada öldürüldü.31 Binbaşı Halis’in ölümü Koçgiri’de imha harekâtının resmî gerekçesidir.
7 Mart: Sivas’tan yola çıkan, Vali Cemal’in gönderdiği Nasihat Heyeti (Müzakere Heyeti), 8 Mart’ta Zara’ya ve 10 Mart’ta Ümraniye’ye ulaşmıştır.
7-9 Mart: Genelkurmay, Merkez Ordusu’nu Ümraniye hadisesini, isyanın ve siyasi hareketin başlangıcı olduğu yönünde uyardı ve askerî birlikler seferber edildi.
9 Mart: Dersim aşiretleri Sivas Valisi’ne gönderdiği cevabi telgrafında, Koçgiri Aşireti’nin [binbaşının öldürülmesinde] nefsi müdafaaya göre hareket ettiğini yazdı.32
10 Mart: Nasihat Heyeti, Ümraniye Nahiye Müdürü Haydar ve diğer katılımcılarla müdürün konağında görüştü.33
10 Mart: Müdür Haydar, ordu kumandanlığına gönderdiği telgrafta, hükümetin şefkatine sığındığını belirtti ve af talep etti.34
10 Mart: Elâziz vilayetiyle Erzincan sancağı ve Sivas vilayetinin Divriği ve Zara kazalarında sıkıyönetim ilan edildi. 35
11 Mart: Koçgiri Aşireti Reisi Muhammet ve Taki, Sadattan Alişer ile Dersim aşiretleri reislerinden Mustafa, Seyidhan, Muhammet ve Munzur’un imzaladığı muhtariyet dilekçesi TBMM’ye gönderildi:
“Ankara Büyük Millet Meclisi riyasetine,
Nefisi Zara hariç olmak üzere ekseriyet azimesi Kürdlerle meskûn olan Koçgiri kazası ile Divriği, Refahiye, Kuruçay ve Kemah kazalarının mümtaz bir vilayet haline ifrağ ve teşkili ile yerli Kürdlerden bir valinin tayininin, memuru adliye ve mülkiyenin yine vazifeleri başında kalmasını arz ederiz.”36
Muhtariyet dilekçesinin hükümete ulaştığını açıklayan Başbakan Fevzi Çakmak’tır.37
12 Mart’ta38 ve 18 Mart’ta39 Koçgiri Aşiretleri reisleri, Merkez Ordusu Kumandanlığı’na ve Sivas Valiliği’ne heyetle anlaştığı taahhütnameyi gönderdi. Bununla bölgede asayişin sağlanacağına söz verildi.
13 Mart: Ankara hükümeti, Merkez Ordusu Kumandanı Nureddin’i asayişi sağlamak için fevkalade yetkilendirdi.40
14 Mart: Kumandan Nureddin, mahrem talimatla birliklere ne yapılacağını emretti: Ahaliye 48 saatlik süre verilecek ve uymayan tepelenecektir.41
Vali heyetiyle yapılan müzakerenin gereği olarak, Koçgiri Aşireti adına muhtariyet talebiyle TBMM’ye başvurulmasına ve 12 ve 18 Mart tarihli taahhütnamelere rağmen, Merkez Ordusu harekât hazırlığını sürdürdü. Harekât, nisan ve mayıs aylarında yapıldı.
Koçgiri’de imha harekâtını gerçekleştiren askerî ve milis teşkilatının üç önemli şahsiyeti vardı: Merkez Ordusu Kumandanı Tuğgeneral Nureddin ve [Nureddin’in damadı] Kurmay Başkanı Yüzbaşı Hüseyin Hüsnü [Abdullah Aldoğan] ile Giresun Müfrezesi Kumandanı [Topal] Osman idi.42 Topal Osman çetelerin reisiydi.
Koçgiri harekâtının Kurmay Başkanı Yüzbaşı Hüseyin Hüsnü, devletin 1938’de Dersim Dâhili Harbi’nin 4. Umumi Müfettişi ve Komutanı Korgeneral Abdullah Alpdoğan’dır.43
TBMM raporuna göre, 1000 kişi öldürülmüş, 1703 hane yakılmış ve ahalinin malı-mülkü yağmalanmıştır.44 Bir Topal Osman 30 bin davarı-malı gasp etmiştir.45
Harekâtın ardından Sivas’a vali olarak atanan (yazar Oktay Akbal’ın dedesi) Ebubekir Hazım [Tepeyran] da anılarında yazdı: Zara’dan 76 ve Divrik’ten 57 toplam 133 köy yakılıp, yıkılmış ve 272 kişi öldürülmüştür.46
Müzakereye, muhtariyet dilekçesine ve imzalanan iki taahhütnameye rağmen Koçgiri’de kırım planı icra edilmiştir.
Koçgiri yakılıp-yıkıldıktan sonra Erzurum Mebusu Hüseyin Avni’nin 21 Haziran 1921 tarihli soru önergesiyle konu TBMM’ye taşındı.47 Başbakan Fevzi’nin 12 Temmuz tarihli cevabı ve olanlar, ancak ekim-kasım aylarında müzakere edildi. Koçgiri ve Pontos harekâtıyla ilgili Merkez Ordusu Kumandanı Nureddin’e yönelik eleştirilere cevaben TBMM Reisi ve Başkumandan Mustafa Kemal, verilen emrin yerine getirildiğini söylemiştir.48
Bugün de zaman zaman, muhtariyet/federasyon hükmüyle (madde 11) gündeme gelen 1921 Anayasası, 20 Ocak 1921’de yasalaştı. Yaklaşık iki ay sonra vatandaş Koçgirililer muhtariyet talebiyle, TBMM’ye başvurduğu hâlde ne TBMM ne de Ankara Hükümeti dilekçeyi dikkate almadı, icra edilen kırım planıydı.
Bu, Ankara’nın 1920’ler ve sonrasında, Osmanlı’dan miras Kürt ile Alevi-Kızılbaş meselelerinde yani vatandaş Kürtler ile Alevi-Kızılbaşlara ne yapılacağının ilk icrasıydı!
Müzakereden kırıma…
1895’ten 1921’e Osmanlı-Türk devleti, vatandaşına verdiği sözü tutmadı, imzasına sahip çıkmadı.
20 Ekim 1895 ve 8 Şubat 1914 tarihli Ermeni ıslahatı anlaşmaları ile Mart 1921 Koçgiri muhtariyet başvurusu ve imzalanan taahhütnameler yok sayıldı, tercih edilen kırımın ve merkezileşmenin politiğiydi.
Egemen Sünni İslam-Türk’ün ‘devletten ulusa modeli’nde, 1890’lardan 1920’lere gelindiğinde hem gayri Türk hem de gayri Sünni İslam’ın tasfiyesi temelinde, vatandaşın etnik ve dini kanuni/yasal kimliği ‘tek’leştirildi!
Makbul vatandaş hem Türk hem de Sünni İslam’dı; gayrısının resmen üzeri çizilmiştir.
Bu temelin binası ve ‘tek’leştirmenin politiği Cumhuriyet’ti!
3 Kasım 2025
NOTLAR
1 https://t24.com.tr/haber/numan-kurtulmus-sureci-zehirlemek-isteyenler-var-konusulmamis-konulari-ortaya-atmak-acik-bir-provahotorluk-,1256486, (Erişim tarihi: 30.10.2025.)
2 Meclisi Mebusan Zabıt Ceridesi (MMZC), devre: 1, sene: 3, cilt: 1, 8.12.1910, s. 457.
3 Evrensel, 6 Ocak 2018, linki (Erişim tarihi: 30.10.2025), https://www.evrensel.net/haber/342691/tasnaklarin-osmanlidan-talebi-can-ve-mal-guvenligi
4 Yrd. Doç. Dr. Fahri Taş (Erzincan Eğitim Fakültesi Öğr. Üyesi), “Vilâyat-ı Şarkıyye Islâhatı ve Genel Müfettiş Nicolas Hoff”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, 1998-cilt: 14, sayı: 42, s. 926-930, linki (Erişim tarihi: 28.10.2025), https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1677933
5 Maddeleri sıralayan Yrd. Doç. Dr. Fahri Taş, agm., s. 930-932; ayrıca, Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul-1976, s. 400-403; Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, Türk Tarih Kurumu, cilt: 2, Kısım: 3, Ankara-1991, s.169-172.
6 Yrd. Doç. Dr. Fahri Taş, agm., s. 934.
7 23 Mayıs 1914 tarihli Müfettiş-i Umumilerin Vazife ve Selâhiyetlerine Müteallik Talimat, Yrd. Doç. Dr. Fahri Taş, agm., s. 936-945.
8 Osmanlı Bankası, Armen Garo’nun Anıları, çeviren: Attila Tuygan, Belge Yayınları, İstanbul-2009, s. 200-211.
9 MMZC, devre: 3, cilt: 1, sene: 1, 6.7.1914, s. 606-611.
10 Celâl Bayar, Ben De Yazdım, Millî Mücadeleye Giriş, cilt: 5, Sabah Gazetesi Kitapları, İstanbul-1997, s. 103-124, 204.
11 Yrd. Doç. Dr. Fahri Taş, agm., s. 947-966.
12 BOA, HR. MA, 1105/7, 5.8.1914, Osmanlı Belgelerinde Birinci Dünya Harbi, cilt: 1, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, yayın no: 130, İstanbul-2013, s. 28-29.
13 BOA, DH.ŞFR, 44/200, 6 Eylül 1914.
14 BOA, DH.EUM.MEM, 62/8, 12.3.1915, Tehcire Giden Yol, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Yayın no: 142, İstanbul-2016, s. 162.
15 Osmanlı Belgelerinde Birinci Dünya Harbi, cilt: 1, s. 90-94.
16 MMZC, devre: 3, cilt: 1, sene: 1, 20.1.1915, s. 209-210.
17 Tehcire Giden Yol, s. 119-221.
18 BOA, DH.ŞFR, 50/127, 28.2.1915, Tehcire Giden Yol, s. 143.
19 1 Aralık 1914 tarihli iki şifre, BOA, DH.ŞFR, 451/62 (Şifrenin aktarımı GİRİŞ’te s. 23.) ve DH.ŞFR, 451/65, Tehcire Giden Yol, s. 90-91, 93.
20 4.3.1915 tarihli kanunu muvakkat, MMZC, devre: 3, cilt: 1, sene: 2, 20.12.1915, s. 185-186; 14.7.1921 tarih ve 135 no’lu kanun, TBMM ZC, devre: 1, cilt: 11, 14.7.1921, s. 261-273.
21 BOA, DH.EUM.2.Şb, 7/21, Osmanlı Belgelerinde Ermenilerin Sevk ve İskânı, 1878-1920, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara-2007, s. 141-150.
22 Ermeni Komitelerinin A’mâl ve Harekât-ı İhtilâliyyesi, İ’lân-ı Meşrutiyyet’den Evvel ve Sonra, Matbaa-i Orhaniyye, İstanbul-1332 (1916), Hazırlayan: H. Erdoğan Cengiz, Başbakanlık Basımevi, Ankara-1983.
23 Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri, 1914-1918, cilt: 8, Genelkurmay Basımevi, Ankara-2008, s. 38-61, 68-70, 83, 97-99, 491-549.
24 Tehcire Giden Yol, s. 72-73, 109.
25 BOA-Katalog, DH.İ.UM.EK, 112/89, 23 Şubat 1919; BOA-Katalog, DH.ŞFR, 97/208 ve 622/64 ve 623/84 ve 601/142, 20 ve 24 ve 30 Mart 1919 ve 9 Kasım 1918.
26 1911’de nahiye olan Ümraniye, 1948’de ilçe oldu ve adı da İmranlı olarak değiştirildi (http://www.imranli.gov.tr/imranli-tarihi) ve zaman zaman da İmraniye denildi.
27 Dr. Nuri Dêrsimi, Kürdistan Tarihinde Dêrsim, 2. baskı, Doz Yayınları, İstanbul-2004, s. 49.
28 Koçgiri Tahkikat Heyeti Raporu, aktaran Dilek Kızıldağ Soileau, Koçgiri İsyanı Sosyo-Tarihsel Bir Analiz, İletişim Yayınları, İstanbul-2017, s. 191-192.
29 Merkez Ordusu Kumandanı Nureddin’in 12.1.1921 tarihli ve 2082 sayılı genelgesi, aktaran Pontus Meselesi, TBMM Hükümeti Matbuat Müdiriyet-i Umumisi, Ankara-1922, Dr. Yılmaz Kurt (Hazırlayan), TBMM Basımevi, Ankara-1995, s. 398-399.
30 Prof. Dr. Necati Fahri Taş, Nurettin Paşa, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara-2014, s. 298-9.
31 Erzincan Mebusu Emin gizli celsede açıkladı, TBMM GCZ, cilt: 2, 4.10.1921, s. 269; Hamdi Ertuna, İstiklâl Harbinde Ayaklanmalar (1919-1921), Genelkurmay Basımevi, Ankara-1974, s. 261-263.
32 Sivas vilayetinden, Nasihat Heyeti ile görüşme sonrasında Dersim ağalarına bir telgraf çekildi. Mart 1921 başında Dersim ağaları namına Seyid Mehmet, Ali Şeref, Mehmet Dursun, Ali Haydar imzasıyla gönderilen cevapta, “Hükümetin Ermeniler gibi Kürtleri de tehcir etmek niyetinde olduğu malum olduğundan Koçgirililerin müdafaasının meşru” olduğuna dikkat çekildi. (Ali Kemali, Erzincan, Resimli Ay Matbaası, İstanbul-1932, s. 157; Dr. Nuri Dêrsimi, age., s. 155; Hamdi Ertuna, age., s. 263-264; Dilek Kızıldağ Soileau, age., s. 198.)
33 Dr. Nuri Dêrsimi, age., s. 154-161.
34 Koçgiri Tahkikat Heyeti Raporu, aktaran Dilek Kızıldağ Soileau, age., s. 199, 202.
35 10.3.1921 tarih ve 727 sayılı kararname, DÜSTUR, 3. Tertip, cilt: 2, Milliyet Matbaası, İstanbul-1929, s. 5.
36 Dr. Nuri Dêrsimi, age., s. 152; Ali Kemali, age., s. 163-164; Hamdi Ertuna, age., s. 269-270.
37 TBMM ZC, devre: 1, cilt: 14, 24.11.1921, s. 317.
38 Ebubekir Hazım Tepeyran, Belgelerle Kurtuluş Savaşı, Sadeleştiren: Hürriyet Yaşar, Gürer Yayınları, İstanbul-2009, s. 213-214; Gâye-i Milliyye gazetesi, 13.3.1921, Çiğdem Aslan-Mustafa Toker (Hazırlayan), Ankara Üniversitesi-2012, s. 59.
39 Ebubekir Hazım Tepeyran, age., s. 213.
40 13.3.1921 tarih ve 733 sayılı kararname, BCA-F: 030.18.1.1/K: 2, D: 38, S: 20.
41 Hamdi Ertuna, age., s. 265-266.
42 İsmet Görgülü, On Yıllık Harbin Kadrosu, 1912-1922, Türk Tarih Kurumu, 2. baskı, Ankara-2014, s. 409.
43 Resmî Gazete, 16.1.1936, sayı: 3207, s. 5942.
44 Koçgiri Tahkikat Heyeti Raporu, aktaran Dilek Kızıldağ Soileau, age., s. 301-2 ve rapor, Ek-13.
45 TBMM GCZ, cilt: 2, 4.10.1921, s. 269.
46 Ebubekir Hazım Tepeyran, age., s. 214, 217-218, 221.
47 TBMM ZC, devre: 1, cilt: 14, 24.11. 1921, s. 317-318.
48 TBMM GCZ, cilt: 2, 29.10.1921, s. 408-409.
