HİCRİ İZGÖREN

Yeni bir hayat dört mevsimlik yolculuğuna çıkıyor.
Newroz, bu yolculuğun başlangıcı… Bir doğumun gerçekleştiği, yeni bir yürüyüşün ilk adımları, kalbin ilk atışları…
Bayramlık giysiler içinde hayat, kendini sokaklara, alanlara salacak.
Bin yıllardan kalan zulmün ve acının kar sularıyla yıkanması, güneşin toprağa havaya ve suya sıcak bir merhabası. Suların damarlardan bütün vücuda yayılmasıdır Newroz…
Newroz, kimliğine yabancılaştırılmaya çalışılmış, kültürel değerleri yağma edilmiş, bayramları ve sabahları yıllar yılı yasaklanmış bir kavmin kendiyle kucaklaşması… Zulmün saraylarını yerle bir etmesi ve bunu ateşler yakarak cümle aleme duyurmasıdır.
Newroz; Kawaların Dehaklara, Ahura Mazdaların Ahrimanlara “dur” demesidir.
Bugün ateşin kutsandığı bir gündür. Newroz ateştir çünkü; bu ateş ezilenlerin, mazlumların yüreklerinde yanan ateştir. Tanrıların elinden alıp insanlığın emrine vermek için mücadele edenler, değişen tarihsel koşullara göre bu ateşe değişik anlamlar yüklediler. Bu yüzden ateşin bir şiir imgesi gibi anlam katmanları oldu hep.
Newroz ateşi, zulme karşı direnişin adı oldu çoğu kez, kimi zaman yasaklara karşı bir duruşu simgeledi. En sıkışık anlarda umut oldu ısıttı yürekleri. Bazen kültürleri buluşturan, ayrımcılığa karşı birliğin adı oldu, siyasal, sosyal ve kültürel taleplerin haykırıldığı alanlarda yandı bu ateş, savaşa karşı barışı haykırdı.
Newroz ateşi, bu kez demokratik bir değişimi vurgulamak için yanıyor, barışı haykırmak, özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği vurgulamak için yanıyor.
***
Zerdüşt’ün Avesta’sında da ateş kavramı önemli bir yer tutar. Ateş vicdandır, zaferin müjdecisidir, iyinin koruyucusudur, özgürlüktür… Ateş, güneşin bir parçasıdır. Ve tanrı, insanlara korunması, beslenmesi ve günahlarından arınması için yeryüzüne indirmiştir. Bu yüzden ateş kutsaldır, çevresinde dans edip şölenler düzenlemek günahlardan arınmak anlamına da gelir.
Tarihten çalındı bu ateş… Talandan, yalandan çalındı ateş… İnkârdan ve imhadan, kıyımdan çalındı ateş… Bedenlerin eylem aracına dönüştüğü yerde büyüdü ateş…
Ateşe insan karıştı… İnsana isyan karıştı… Dilden dile… Kulaktan kulağa… Gönülden gönüle ulaştı…
***
21 Mart… Newroz’dur, aynı zamanda “Dünya Şiir Günü” ….
Evet birkaç yıldır 21 Mart, hem Newroz’un hem de şiirin birlikte kutsandığı bir gün. Şiir de yüreğimize sözcüklerle ateş salan ve bizi çoğaltan bir delişmen aşk gibiyse eğer, Newroz ateşi ile bir akrabalığı var demektir.
Yannis Ritsos, “Çocuğun gördüğü düştür barış” diyordu.
Rilke, “Şimdi dünyada nerede biri ölüyorsa/işte öyle ölüyorsa dünyada, bana bakıyor” diyordu.
Yunus Emre “Gelin tanış olalım/işi kolay kılalım/sevelim sevilelim/dünya kimseye kalmaz” diyordu.
Cegerxwin, “Ev dema serbestîye/Bindestî edî nema”
(Bu özgürlük çağıdır/Boyunduruk yok artık) diyordu.
Hepsi de yüreklerinde birikmiş ateşle söylüyordu.
***
Bu Newroz’da da yine sazın telinde, davulun tokmağında, halayın coşkusunda, şiirin imgesinde yanacak ateş…
Kutlu olsun…
Ateşiniz bol olsun!
